İLKO İlaç ve Sabancı Üniversitesi kanser

Tomris Güzelyurt 14 Haziran 2017

İLKO İlaç ve Sabancı Üniversitesi’nin biyoteknolojik ilaç projesine TÜBİTAK’tan destek

İLKO İlaç ve Sabancı Üniversitesi kanser tedavisi için yerli ilaç geliştirecek

İLKO İlaç ve Sabancı Üniversitesi’nden bilim insanları, kanser tedavisinde kullanılmak üzere yerli biyobenzer ilaç molekülü geliştirmek için ortaklaşa hazırladıkları proje ile TÜBİTAK’tan destek aldı.

İLKO İlaç ve Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi(SUNUM)’nin kanser tedavisinde kullanılması amacıyla yerli biyobenzer ilaç geliştirmek üzere birlikte hazırladığı SİMAB projesi, TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007 Programı) kapsamında destek aldı.

Yaklaşık 4 yıl sürmesi planlanan proje sonunda ülkemiz, küresel ilaç endüstrisinin geleceği olarak gösterilen biyoteknolojik pazarın bir oyuncusu haline gelecek ve kanser ilaçları konusunda Türkiye’nin yurtdışına bağımlılığı azalacağı gibi ülke ekonomisine de büyük katkıda bulunulacaktır.

Proje sonunda, biyoteknolojik yöntemlerle üretime hazır olacak ürün, Türkiye’de görülme sıklığı fazla olan kolon, akciğer, yumurtalık, rahim ağzı ve böbrek kanserlerinde kullanılabilecek ve hedefe yönelik etkin tedavi sağlayacaktır.

‘Jenerik ilacın kamuya maliyeti 162 milyon TL’

Sabancı Üniversitesi ile Türkiye’nin geleceği için büyük bir işbirliği yaptıklarını belirten İLKO İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel ‘Türkiye İlaç Endüstrisi; uluslararası kalite standartlarına ve dünya ilaç pazarında rekabet gücüne sahip bir endüstri olabilmesi için biyoteknolojik ilaç alanındaki gelişmelere ve teknolojilere uyum sağlamalıdır’ dedi.

Bu amaçla 2014 yılında Güney Koreli Genexine ile biyoteknoloji alanında Türkiye’nin ilk uluslararası araştırma-geliştirme, üretim ve pazarlama yatırımı olan biyoteknoloji firması İLKOGEN’i kurduklarını da hatırlatan Öncel; şunları söyledi:

‘Yeni nesil biyoteknolojik ilaçlar, küresel ilaç endüstrisinin geleceğidir. Biyoteknolojik ilaçların dünyadaki pazar payı 232,5 milyar dolar olup önümüzde 30 yıl boyunca pazarın her yıl yüzde 10’dan fazla bir oranda büyümesi beklenmektedir. Ülkemizde yaklaşık 60 adet biyofarmasötik ilaç bulunmaktadır ve bunların tümü ithaldir. Biyoteknolojik ilaçların reçeteli ilaçlar içerisindeki payı 2016’da tutar olarak %17 seviyesindedir. Yerli üretimin bu yönde geliştirilmesi hem ithalatı azaltarak hem de ilaç piyasasındaki iş olanaklarını artırarak ekonomiye büyük katkı sağlayacaktır. Sabancı Üniversitesi ile birlikte geliştireceğimiz ilacın, jenerik ürününün şu anda kamuya maliyeti 162 milyon TL civarındadır. Bu ilacın yerli olarak geliştirilmesiyle birlikte kamu üzerindeki büyük yük ortadan kalkacaktır. Ayrıca ürünün geliştirilip kullanıma sunulmasından sonra dış pazarlara da ihraç edilmesiyle ekonomiye olumlu bir katkı daha sunacaktır.

‘Uzun vadede kendi keşfettiğimiz ilaç moleküllerini üretebileceğiz…’

Aynı zamanda Sabancı Üniversitesi mezunu da olan projenin kamu ayağındaki yürütücüsü Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi araştırmacılarından Yrd. Doç. Dr. Tolga Sütlü ise şunları söyledi:

“Biyoteknolojik ilaçlar (veya biyofarmasötikler) moleküler biyoloji biliminin gelişmesiyle birlikte yakın dönemde üretilmesi mümkün hale gelmiş bir ilaç grubudur. Bu ilaçlar, kanserin tedavisi için sadece tümör hücrelerinin ve bu hücrelerle ilişkili önceden belirlenen moleküllerin özel olarak hedeflenebilmesi amacıyla genetik mühendisliği teknikleriyle tasarlanmaktadır. Proje kapsamında üreteceğimiz ilaç, kolon, akciğer, yumurtalık, rahim ağzı ve böbrek kanserleri tedavisinde etkinliği kanıtlanmış bir moleküldür.Protein yapıda oldukları için biyoteknolojik ürünlerin üretimleri klasik ilaçlar gibi kimyasal sentez yöntemleriyle değil laboratuvar ortamında çoğaltılan hücrelerin bu protein molekülünü üretmek üzere genetik olarak programlanmasıyla mümkün olmaktadır. Desteklenen bu projede, üretimde mikroorganizmalar yerine memeli hücrelerinin kullanımı ile de protein moleküllerinin insana uyumlu ve güvenli bir yapıda elde edilmesi sağlanacaktır. Ülkemizde henüz bu tip bir teknolojiyle ilaç üretimi yapılamamaktadır, dünyada ise bunu yapabilen ülkeler, gelişmiş ülkelerle sınırlıdır. Başladığımız bu proje sayesinde kurulacak olan Ar-Ge altyapısı ve edinilecek olan bilgi birikimi, artık bu tip ilaçları üretmek konusunda yetkin bir hale gelmemizde önemli rol oynayacaktır. Daha sonraki basamak olarak, kendi geliştirdiğimiz yeni ilaç moleküllerini üretebilmek üzere, bugün bu projenin başlıyor olması çok önemli bir adımdır.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir